İlginc ve Ucuz Hediyeler

Özellikle Çin'in dünya piyasasına açılmasıyla birlikte ilginç ve ucuz ürünler de hayatımıza hızla girmiş oldu. Bu ürünleri dünyanın heryerinde merakla ve ilgiyle satın alan insanlar bulunmakta. Sayıları da hiç azımsanacak gibi değil. Nihayetinde ucuz ve ilginç ürün. Büyük kısmı da kullanışlı ürünler tabii.

 

Peki bu ürünlerin ömrü ne kadar uzun? Sağlığa ne kadar zararlı?

 

Bazı ürünleri satın alırken,

'Amaan canım, üç kuruşluk mal ne de olsa. Kırılır, bozulursa yenisini alırız.' diyoruz.

Bir İngiliz de şunu söylüyor:

'Ucuz alacak kadar zengin değilim!'

Şimdi hangisi doğru? Bunu matematiksel olarak hesapladığımızda, işin içine pahalı ürünün ne kadar pahalı olduğunu katmamız gerekiyor. Şimdi, markasını sattığı için astronomik rakamlarla paha biçilen, aslında malzemesi ve işçiliği o kadar etmeyecek bir çok ürün bulunmakta. Bunlar bizim kıstaslarımıza girmiyor tabii ki. Hakkı kadar pahalı ürünlerden bahsetmek gerekmekte.

Örneğin, kot pantolon dediğimiz zaman, bunun ipliğinden tutun da boyasına, dikiş kalınlığından fermuar ve düğme cinsine kadar değişen kriterleri vardır. Ucuz kot ile pahalı kotu yan yana koyduğumuzda bunların değerlerini aşağı yukarı saptayabiliriz.

Fakat şöyle bir durum da söz konusu. Marka belirtmeden söylemem gerekir ki, mağazasında en ucuz kot 60 YTL'den başlıyor. Tabii kalitesini ispatlayan ve marka bedelini ederinde yüksek tutmayanlardan bahsediyorum. Bir de pazarlarda satılanlara baktığımızda, 10YTL'ye aynısının taklitini bulabiliyoruz. Tabii ki malzemesi diğerinden daha düşük kalitede.

Ancak olaya şöyle bakabiliriz. Pahalı olan kot pantolonu ne kadar giyeceğiz? Ucuz olanı ne kadar giyeceğiz?

Biz sizin yerinize bir araştırma yaptık bile. Markası tüm dünyada kanıtlanmış olan bir kot pantolonu giydik. Aynı zamanda markasızı da giydik. Günlük hayatımıza devam edip, hep aynı işleri yaptık. Aynı zeminlere oturup, aynı zamanlarda yıkadık vb..

Sonuç ne oldu dersiniz?

Markasız pantolon 6 ayda, markalı da 8 ayda ilk firelerini vermeye başladılar. Çoğu insan yıpranmaya başlamış kıyafetini giymeye devam etmek istemez. Maddi durumu da müsait ise, kenara atıp yenisi alır. Bu nedenle, biz ilk fireyi verdiği zamana bakıp, 6 ay ile 8 ay süreçlerini kıyaslamalıyız.

O zaman şöyle diyebiliriz:

Ucuz olandan 6 tane pantolon alırım, pahalıdan 1 tane alırım. 7 pantolonum olur, haftanın her günü başka birini giyerek, zengin görünürüm. Pahalı olanı da çok özel durumlarda; yani markayı göstermem gereken yerlerde giyerim ki, 7 tane 60YTL'lik pantolon almış gibi bir izlenim yaratayım.

İşte size 120YTL ile 420YTL'lik görüntü vermenin sırrı :)

 

Sağlık tarafına gelirsek...

Son zamanlarda, özellikle Çin üretiminin kansorejen madde içerdiğine dair haberler duymaktayız. Belki doğru olabilir. Fakat bunlara bakarsak, uzmanlara göre hayattaki herşey kansorejen madde içermektedir. Kırmızı et yersek kanser oluruz, beyaz et yersek kanser oluruz, içki ve sigara içersek kanser oluruz, Çin malı t-shirt giyersek kanser oluruz, yamuk oturursak kesin kanser oluruz, eğri yürürsek muhtemelen kanser oluruz vs vs.. Artık paranoyaklıktan dolayı kanser olacağız. İşin ilginç tarafı ise, her uzman farklı bir şeyden kanser olunabileceğini söylüyor. Örneğin bir tanesi kırmızı et derken, diğeri beyaz et diyor. İkisine de inanan vejeteryan oluyor. Vejeteryan olanlar da et yemeyip, gerekli vitaminleri alamadıkları için kanser olur diyorlar bu sefer de.

 

Kıssadan hisse;

bütçeniz neye elveriyorsa, hayatı nasıl yaşamak istiyorsanız, onu alın ve kullanın. Başkalarının dediklerine göre yaşadığımız sürece mutlu olamayız. Mutlu olamazsak ta sonunda kesin kanser oluruz.

 

Sevgiler...

Tuğbay KARTAL

Yorum Yaz